Bir bardak kırılıyor bardakla birlikte birçok şey. Saçını kokladığım ilk an önce. Takıldığın için güldüğümüz kaldırım. Sen giydiğinde sadece sevdiğim renkler. Hiçbir şey kalmayana kadar dahada ufalıyor.
İçtiğin bira kalkıyor tüm raflardan. Nikotin kokan sakallarını öpmek, düşünmeden. Her sabah biraz daha yok oluyor.
"Seni öpmek, bir sigaradan nefes çekmek gibi bu son gecede, tuzlu."
Bir şarkı susuyor yokluğuna, bir kadeh iniyor hiç kalkamadan boşluğa. Anlatılacak şeylerin hepsine rastlayıp, bulup bulup kaybediyorum onları. Götürdüğüm yerlere gelecekleri yok
Seni tutmak daha kolaydı.
Mutfakta omlet yapman üzerine anlatacak o kadar çok şeyim var ki. Bir omlet ilk kez kurcalıyor aklımı. Tekrar ve tekrar. Çok önemli bir şey değil de, o kaşığı nasıl tutardın öyle? Bir bacağın diğer bacağının üzerinde ne güzel dururdu.
Dayanamayıp yemekten önce yaktığın sigaralarından bir tanesi olsaydım keşke.
Daha sabırsız, daha acele.
Yağ kızınca çıkarttığı sesler, çıktıkça arkamda kalıyor,uzaklaşıyor ama bir yandan hala duyuyorum. Aklımın içinde dönüp duruyorken birdenbire,nereden bileyim işte,gerçek olması,elle tutamasan bile,o fizikselliği,bir harekete sebep olabilecek nadirlikte,sadece o an,o an.Bitmiş hiç kalmamış o artık son damlalığında avuçlarının içine alıp mırıldanıyormuş gibi;geçti, geçecek. Her şey yok olacak belki her şey olduğu gibi, öylece.
Hiçliğin iki ayrı ucu.
Bırakıyorsun gidiyor her şey, gitmeler onları almaya dünden hevesli.
Kelimelerin uykusu gelmez. Bizimkisi kaçar, sabahlar olur, bırak olsun, söyleyecek neyimiz kaldı, neyi söyledik, sanki hep sustuk, neden sustuk?